Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacakları

Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacakları

Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacakları

7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacakları Kanunu, abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklar hususunda, özel bir takip yöntemi düzenlenmiştir.

Özel düzenlenen bu husus, genel haciz yolu ile takibin özel bir halini teşkil etmektedir. İlgili kanunun ortaya çıkış nedeni ise, icra daireleri üzerinde bulunan iş yükünü hafifletmektir. Çünkü bu kanun öncesinde, icra dairelerinin iş yükünün büyük çoğunluğunu abonelik sözleşmeleri oluşturmaktaydı. Sonuç itibari ile bu kanunla birlikte, merkezi bir takip sistemi kurulması ve abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklar için yapıılacak takibin bu sistem üzerinden başlatılması uygun bulunmuştur. Bu sistemin iyi yanlarından birisi de normal şartlarda borçlu ve alcaklı tarafından ödenmesi zorunlu olan birtaklım harçların ödenmesine gerek kalmadan takip işleminin yapılabilmesidir. Bu sayede takip maliyeti de azaltılmış olmaktadır. Kanunun uygulamaya girmesi sonrasında, abonelik sözleşmelerinden doğan alacaklar açısından yakip usulünde bir değişiklik olmamıoştır. Takip talebi, ödeme emri, takibin keşinleşmesi, haciz,satış ve paranın ödenmesi şeklinde aynen devam etmektedir. Tekfarklılık ise takibin ilk 3 aşamasındadır. Buna göre ilk aşaması, elektronk ortamda ve merkezi takip sistemi üzerinden gereçekleştirilmelidir. Devamındaki aşamalar ise icra dairesi aracılığı ile gerçekleşir.

 

Kanunun Kapsamı

7155 sayılı kanun, mal veya hizmetten kaynaklanan para alacaklarına ilişkin icra takiplerini kapsar. İlgili kanun kapsamında bir takip yapılabilmesi için;

  • alacağın genel ilamsız icra takibi yapılabilir bir para alacağı olması gerekmektedir.
  • Türk hukuk sisteminde genel olarak avukatla takip zorunluluğu bulunmamakla birlikte 7155 sayılı kanun kapsamında başlatılacak bir takipte avukatla takip başlatma zorunluluğu bulunmaktadır.
  • İlgili kanun kapsamında icra takibi başlatılabilmesi için alacağın, abonelik sözleşmesinden kaynaklanması gerekmektedir. Abonelik sözleşmelerinin neler olduğu ise Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.52 ve Abonelik sözleşmeleri yönetmeliğinde belirtilmektedir. Kabaca tanımlayacak olursak, Belirli mal veya hizmetin sürekli ve belirli bir düzen çerçevesinde edinilmesidir. Bu tanımlanan sözleşme türüne abonelik sözleşmesi denilmektedir. Tanımlanan Abonelik sözleşmesinin her şekli 7155 sayılı Kanun kapsamına dahil olmaktadır. İlgili kanun m.1 uyarınca “Abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye Sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan para Alacaklarına ilişkin haciz yoluyla ilâmsiz icra takiplerinin, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) bünyesinde oluşturulan Merkezi Takip Sistemi Üzerinden başlatılmasına ve haciz aşamasına kadar yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” belirtilmiştir. Kanun hükmünden yola çıkacak olursak, abonelik sözleşmelerinde taraflardan birisi mutlaka tüketici olmak zorundadır.
  • Tüketiciye devamlı ve düzenli sunulan mal veya hizmetin faturalandırışmış olması gerekmektedir.

Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarında Takip Talebi

Yukarıda belirtildiği hususlarda, 7155 sayılı Kanun uyarınca başlatılan takiplerde bir farklılık bulunmaktadır. Buna göre yapılacak takip; elektronik ortamda, merkezi takip sistemi üzerinden başlatılır. Yapılan bu takip talebinde ise birtakım huşular bulunmalıdır:

  • Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisi ile avukatının adı ve soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; tüzel kişi ise unvanı, vergi kimlik Numarası, ticaret sicil numarası ve Merkezi Sicil Kayıt Sistemi numarası; Adresi, telefonu ve elektronik iletişim bilgileri
  • Alacaklının veya avukatının münhasıran Merkezi Takip Sistemi ile İliskilendirilmis hesap numarası
  • Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı ve soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; tüzel kişi ise unvanı, vergi kimlik numarası, Biliniyorsa ticaret sicil numarası ve Merkezi Sicil Kayıt Sistemi numarası; Adresi, biliniyorsa telefonu ve elektronik iletişim bilgileri
  • Terekeye karşı yapılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı ve soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ile adresi, alacağın tutarı ve faizli alacaklarda faizin türü, orani, miktarı ve İşlemeye başladığı gün; alacak yabancı para ise harca esas olmak üzere Takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizli alacaklarda faizin türü, oranı, miktarı ve işlemeye başladığı gün
  • Takip dayanağı belgelerin tarih ve numarası ile alacağın son ödeme tarihi haciz ve müteakip işlemler için yetkili icra dairesi burada da esas itibariyle takip talebinde alacaklı, borçlu ve alacağa İlişkin bilgilere yer verilmektedir.

Genel haciz yoluyla düzenlenecek takip talebine göre birtakım farklılıklar bulunmaktadır. İlk olarak, alacaklı ve avukatının MT Sistemi ile bağlantılı bir hesap numarasına sahip olması gerekmektedir. Ancak genel haciz yolu ile takip işleminde herhangi bir hesap numarasının olması yeterlidir. Devamında genel hacizden farklı olarak, yabancı para alacaklarında mavcut alacağın, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden talep edilmesi durumunda harca esas olarak takip tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının yazılması düzenlenmiştir. Bu kanun kapsamında bir takibin ortaya çıkmasının temel koşulu hizmetin tüketiciye karşı verilmesi ve bunun bir belgeye, faturaya dayandırılmasıdır. Bu belgelerin de tarih, numara ve son ödeme tarihine yer vermesi ayrıca sisteme yüklenmesi gerekmektedir. Ancak Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacakları na ilişkin takibin başlatılması usulü hakkında yönetmelik m.5/4 uyarınca bu belgeler borçluya tebliğ edilmeyecektir.

Son olarak 7155 sayılı kanun uyarınca takip, merkezi takip sistemi üzerinden başlatılmasına rağmen takip için gereken işlemlerin icra dairesi aracılığı ile yapılması ihtiyacının bariz olduğundan bahisle alacaklının, yetkili icra dairesini de belirtmesi gerekmektedir.

Yargıtay Kararı

T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2012/3818 K. 2012/9276 T. 13.12.2012 ALACAK DAVASI (Abonenin Resmi Sağlık Kurumu Olduğunu Bilmesine Rağmen Olması Gereken Abone Grubuna Dahil Edilmemiş Olmasının Davalının Kusurundan Kaynaklandığı – Davacının Tahakkuk Ettirilen Fatura Bedelinden Fazla Ödediği Miktarı İstemekte Haklı Olduğu/Davanın Reddine Karar Verilmiş Olmasının Yerinde Görülmediği) ABONELİK SÖZLEŞMESİ (Alacak Davası/Abonenin Resmi Sağlık Kurumu Olduğunu Bilmesine Rağmen Olması Gereken Abone Grubuna Dahil Edilmemiş Olmasının Davalının Kusurundan Kaynaklandığı – Davacının Tahakkuk Ettirilen Fatura Bedelinden Fazla Ödediği Miktarı İstemekte Haklı Olduğu) ABONE GRUBU (Abonenin Resmi Sağlık Kurumu Olduğunu Bilmesine Rağmen Olması Gereken Abone Grubuna Dahil Edilmemiş Olmasının Davalının Kusurundan Kaynaklandığı – Davacının Tahakkuk Ettirilen Fatura Bedelinden Fazla Ödediği Miktarı İstemekte Haklı Olduğu/Alacak Davası)

ÖZET: Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Abonenin, resmi sağlık kuruluşu olduğunu bilen davalının faturasını sağlık kurumu olduğunu nazara alarak ilgili tarifeye göre düzenlemesi gerekir. Davacı idarenin abone grubu tespitine zamanında itiraz edip etmemesinin de bu bağlamda sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, abonenin resmi sağlık kurumu olduğunu bilmesine rağmen olması gereken abone grubuna dahil edilmemiş olması davalının kusurundan kaynaklanmakta olup, davacının abone grubuna itiraz etmemesi de davalıya bir hak bahşetmez. Davacının tahakkuk ettirilen fatura bedelinden fazla ödediği miktarı istemekte haklı olduğu kabul edilmelidir. Bu yön gözardı edilerek davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR: Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. EPDK’nun 24.8.2006 tarihli kurul kararına göre onaylanan 20 Dağıtım Şirketi için Tarife Uygulamalarına dair Usul ve Esaslara dair düzenlemenin abone grubunun tespiti başlıklı bölümünde “Müşteri, dâhil olmak istediği abone grubu talebini gerekli belgeleriyle birlikte şirkete yazılı olarak beyan eder. Bu beyan şirket tarafından incelenip, 1. maddede tanımlanan abone gruplarına dair Şirketin internet sayfasında yayımlanan belgeler ve ilgili mevzuat gereği başka ibraz edilmesi gerekli diğer belgeler dikkate alınarak abone grubu tespiti yapılır.

Bu usul ve esasların 1. maddesinin ( A ) bendinde sayılan arıtma tesisleri dışındaki arıtma tesisleri, tesisin ait olduğu müşterinin abone grubu kapsamındadır. Şirket tarafından yapılan abone grubu tespitine, 2. faturanın son ödeme tarihine kadar itiraz etmeyen müşteri, Şirketin kararım kabul etmiş sayılır ve geriye yönelik bir hak talep edemez” hükmü yer almaktadır. Anılan düzenlemeye göre abone grubunun tespitinde yükümlülük tek başına müşteride değildir. Dağıtım şirketinin de kendisine göre yükümlülükleri vardır. Somut olayda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki sözleşmenin E… Devlet Hastanesi adına yapıldığı görülmektedir.

Yine M… K… İşletme Şefliğinin 2.6.2006 tarihli komisyon raporunda da aboneliğin zımnen hastane adına yapıldığı davalının kabulündedir. Abonenin, resmi sağlık kuruluşu olduğunu bilen davalının da faturasını sağlık kurumu olduğunu nazara alarak ilgili tarifeye göre düzenlemesi gerekir. Davacı idarenin abone grubu tespitine zamanında itiraz edip etmemesinin de bu bağlamda sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, abonenin resmi sağlık kurumu olduğunu bilmesine rağmen olması gereken abone grubuna dahil edilmemiş olması davalının kusurundan kaynaklanmakta olup, davacının abone grubuna itiraz etmemesi de davalıya bir hak bahşetmez.

Davacının tahakkuk ettirilen fatura bedelinden fazla ödediği miktarı istemekte haklı olduğu kabul edilmelidir. Bu yön gözardı edilerek davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş dosyanın aynı bilirkişilere tevdi ile davacının şantiye abone grubuna dahil edilmesi nedeni ile fazla ödediği miktarın tespiti ile toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar vermekten ibarettir.

Bunları da Beğenebilirsiniz

Henüz Yorum Yok

Yorum Yazın