Maaş Haczi

maaş haczi

Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Mal ve Alacaklarının Haczi

Haciz konusunu oluşturan; örneğin maaş haczi ve 3. Kişilerde bulunana alacaklar, birçok şekilde haczedilebilmektedir. Bunları özetleyecek olursak; İcra dairesince doğrudan 3. Kişinin bulunduğu yerde haczin gerçekleştirilmesi, 3. Kişide bulunan mal veya hakkın, doğrudan haczedilmek sureti ile haciz sonrasında 3. Kişiye haber verilmesi ve bir diğeri de İcra ve İflas Kanunu m.89 uyarınca, gönderilen ihbarnameler beraberinde haczin gerçekleştirilmesidir. Borçlunun, üçüncü kişilerde bulunan mal ve hak alacaklarının haczi, icra dairesince gerçekleştirilerek ve tutanağa geçirilerek tamamlanmış olmaktadır. Yine ilgili kanun uyarınca bu belirtilen işlemlerin gerçekleştirildiği sırada, 3. Kişiye haber verilmesi gerekmemektedir. Bu haber verip vermeme durumu haczin geçerliliği konusunda bir yetkinliğe sahip değil sadece bir muhafaza tedbiridir.

Mevcut alacak maaş haczi dışında herhangi bir kıymetli evraksa veya buna bağlı kılınmışsa, gerçekleştirilecek haciz İİK m.88 uyarınca hüküm ve sonuç doğuracaktır. Borçlunun 3. Kişiden olan maaş ve ücret alacağının haczi ise İİK m.355 vd. Kanun maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Maaş ve ücret haczi için uygulanacak usul İİK m.89’da belirtilen usulden farklı olacaktır. Yapılacak haciz işleminde uygulanacak usul, alacaklının talebi üzerine, borçluya ücret veya maaş ödemekle yükümlü işverene, borçlunun maaşının haczedildiğini bildirmek suretiyle uygulanır. Bunun devamında ise işveren, icra dairesince belirtilen miktarı borçlunun maaşından keserek icra dairesine ödemesi gerekmektedir. Eğer ödemezse, bu alacak işverenin zimmetinde sayılacak ve gerektiği durumda malı haczedilerek alacaklıya ödeme yapılacağı bildirilir. Maaş haczi konulacak borçlu; memursa en az  ¼, işçiyse de aynı miktarda ¼’ü haczedilebilir.

Borçlunun, maaş veya ücret alacağı üzerine birden fazla haciz konulmuşsa bu hacizler sıraya girecektir. İlk sıradaki alacaklı, alacağının tamamını alınca sıradaki kişiye geçecek ve bu son alacaklı da alacağının tamamını alana kadar devam edecektir.

Maaş Haczinin Tebliği ve Cevap Süreci

Maşşa haczine yönelik müzekkereyi alan ilgli iş yeri ya da kurum, 7 gün içerisinde kendisine tebliğ olunan işlemi yani maaş haczini gerçekleştirmeli ve bunu ilgili makama bildirmelidir. İşveren bu işlemi gerçekleştirmezse kendisine karşı yasal işlemler başlayacaktır. İşyeri tarafından verilen cevabın ise icra dosyasına girmesi uygulamada yaklaşık olarak 10 gün kadar sürmektedir.

Maaş Haczinde Dikkat Edilecek 3 Önemli Husus

  • Maaş haczine konu olan kesintinin tutarı, işçinin net maaşının ¼’ünden fazla olamaz. Ancak işçi rıza gösterirse fazla tutarda haciz gerçekleşebilecektir.
  • Maaş haczi, icra takibi kesinleşmeden konulabilir. Ancak alacaklıya verilmeden önce icra dosyasının kesinleşmesi beklenir. Bu sürede ise haczedilen tutar icra dairesinin kasasında duracaktır.
  • Maaş haczine yönelik birden fazla alacaklıdan talep gelirse, ilk önce talep eden borçludan başlayarak diğerlerine ödeme yapılacaktır. Burada öncelik sırası taleple paralellik arz etmektedir.

Maaş Haricindeki Hak ve Alacakların Haczeldilmesi

Borçlunun üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları, icra dairesince karara bağlandıktan sonra haczin gerçekleşmesi ve tutanağa geçirilmesi ile tamamlanmış olacaktır. İİK m.89 esasen haczedilen malların muhafaza altına alınmasına ilişkindir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki mal, hak ve alacakları, yukarıda belirtildiği üzere tıpkı maaş haczi gibi bu mal, hak veya alacağın haczedildiğinin tutanağa geçirilmesi suretiyle tamamlanır. İcra ve iflas kanunu’nun 89’uncu maddesinde öngörülen hükümler, borçlunun üçüncü kişilerdeki mal, hak ve alacaklarının haczine mahsustur.

Maaş Haczine İlişkin Yargıtay Kararları

4. Hukuk Dairesi 2017/2050 E. , 2017/3383 K.

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 26/12/2013 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, emekli maaşından yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, borcu nedeniyle davalı tarafından aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde emekli maaş haczi konularak kesinti yapıldığını, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açtığı davada haczin kaldırılmasına karar verildiğini belirterek, emekli maaşından İcra Hukuk Mahkemesince karar verilene kadar haksız olarak kesilen miktarın iadesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra davacı hakkında yapılan icra takibi ile davacının maaş hesabından yapılan kesintilerin davacının muvafakatı olmaksızın yapıldığı, bu nedenle İcra Hukuk Mahkemesince haczin kaldırılmasına karar verildiği, anılan Kanunun 93. maddesine göre yapılan kesintinin 88. madde de sayılan alacaklardan olmaması ve sonradan davacının hacze muvafakat etmemiş bulunması gerekçesiyle, istemin kabulüne karar verilmiştir.

Dosya incelendiğinde, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında İcra Müdürlüğü’nün 21/07/2008 tarihli yazısı ile davacının maaş haczi kapsamında 1/4’ünün haczi ile kesinti yapılmasının istenildiği, 23/10/2012 tarihinden itibaren kesinti yapılmaya başlandığı, uzun bir süre kesinti yapıldıktan sonra davacı tarafından İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 10/09/2013 tarihinde şikayette bulunulduğu, … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 25/09/2013 gün ve 2013/585 esas, 2013/581 karar sayılı kararı ile davacının şikayeti haklı görülerek emekli maaşına uygulanan haczin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, kredi kartı alacağının takip konusu yapıldığı, emekli maaş haczi ve ilk kesinti tarihinin üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen davacı, maaş haczine dolayısıyla maaşından kesinti yapılmasına açıkça karşı koymayarak zımnen rıza göstermiştir.

Ancak, 10/09/2013 tarihinde İcra Hukuk Mahkemesi’ne şikayette bulunarak emekli maaş haczi ve kesinti işlemine karşı açıkça rıza göstermeme iradesini ortaya koymuştur. Bu hal ve şartlar altında davacının geçmişe dönük yapılan kesintilerin iadesini istemesi Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Davacının zımnen rıza gösterdiği dönemi de kapsayacak şekilde yapılan kesintilerin iadesine karar verilemez. Şu halde, sadece şikayet tarihinden sonra yapılan kesintiler var ise talep edilebilir.

Dosya kapsamından İcra Müdürlüğü tarafından İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar gereği borçlunun emekli maaşı üzerindeki haczin kaldırılmasına dair SGK’ya 24/10/2013 tarihinde yazı yazılmış ise de, şikayet tarihinden sonra da dosyaya SGK tarafından kesintilerin gönderilmeye devam edildiği, ancak İcra Müdürlüğü’nce gönderilen bu paralardan 684,36 TL nin SGK’ya “borçlunun maaşından gelen fazla kesinti olup iade” açıklamasıyla 04/12/2013 tarihinde iade edildiği ve 01/07/2014 tarihinde SGK İl Müdürlüğüne yazılan yazıyla, borçlunun emekli maaşı üzerindeki haczin İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile kaldırıldığı ve borçlunun maaşından kesilerek dosyaya gönderilen 684,36 TL nin de sırada başka haciz yok ise borçluya iade edilmek üzere 04/12/2013 tarihinde Müdürlük hesabına yatırıldığının bildirildiği, kalan 1.406,02 TL nin ise borçlu vekilinin talebi üzerine borçlu vekilinin hesabına 16/06/2014 tarihinde ödendiği, böylece şikayet tarihinden sonra yapılan tüm kesintilerin de bu şekilde iadesinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

Şu halde, davanın tümden reddi yerine, yanılgılı değerlendirme ile davacının zımnen rıza gösterdiği dönemde yapılan 2.184,88 TL miktarındaki kesintiyi kapsar şekilde iadeye karar verilerek istemin kabul edilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

13. Hukuk Dairesi 2018/3308 E. , 2020/4964 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı bankadan aldığı maaşa, kullandığı kredi nedeniyle bloke konulduğunu ve kesintiler yapıldığını, banka uygulamasının haksız olduğunu ileri sürerek; blokenin iptali ile yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 30/01/2013 tarihinde davasını ıslah ederek, talebini 11.921,27 TL’ye yükseltmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı bankadan kullandığı muaccel hale gelmiş borcun taksitle ödenmesi hususunda emekli maaşından alınıp alınamayacağı, ödenen bedellerin geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Bilindiği üzere, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın 93. maddesinde “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, … hizmeti sunucularının Genel … Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü bulunmaktadır. İİK’nun 83/a maddesindeki “İİK’nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.” hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanun’un 32. maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK’nun 93/1. maddesinde, “bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu hükmün İİK’nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre cebri icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasa’nın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, 4721 sayılı TMK’nun 2.maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Sözleşme ile kabul edilip, taahhütname ile teyit edilerek yapılan maaş kesintileri nedeniyle, sözleşmenin ilgili maddelerinin haksız şart kapsamında değerlendirilmesi imkanı da bulunmamaktadır. Somut olayda, mahkemece, dairenin yukarıda sözü edilen yerleşik uygulaması ve belirtilen ilke ve esaslar kapsamında, uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

12. Hukuk Dairesi 2019/4736 E. , 2020/3518 K.

12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, borçlu ,,,Danışmanlık Temizlik ….Ltd. Şti’de çalışması nedeniyle, şikayetçi işverenden almakta olduğu maaş haczine ilişkin yazıya cevap verilmemesi üzerine şirket adına kayıtlı araçların haczi, bunun üzerine şikayetçinin icra müdürlüğünden İİK’nın 355-356. maddeleri gereği tüzel kişiliğin sorumlu olmadığı, kesinti yapmayan kanuni muhatabın tespit edilerek onun sorumlu olması gerektiği iddiası ile haczin kaldırılması talebinin reddine ilişkin 16.01.2018 tarihli işlemin iptali için icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince, şikayetin kabulü ile memur işlemlerinin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Borçlunun maaş ve ücretinin haczi, İİK’nun 355 ve devam eden madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre, icra müdürü, borçlunun çalıştığı işyerine, maaş ve ücretinin haczedildiğine dair bir haciz yazısı yazar.

Haciz yazısını alan işveren, bir hafta içinde, haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücretinin miktarını icra dairesine bildirmeye ve borç bitinceye kadar icra dairesinin haciz bildirimine göre haczolunan miktarı, borçlunun maaş ve ücretinden keserek, hemen icra dairesine yatırmaya mecburdur. Aksi halde İİK’nun 356. maddesi gereğince 355. madde hükümlerine riayet etmemiş olanların kesmedikleri veya ilk vasıta ile göndermedikleri para, ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına hacet kalmaksızın, icra dairesince, kanuni muhatabın maaşından veya sair mallarından alınır. Bunların borçluya kanun hükümleri dairesinde rucü hakkı vardır.

İcra dairesince maaş haczi müzekkeresinin muhatabı olan özel ya da tüzelkişi işveren borçlunun ücreti üzerine haczin konulduğunu ve borçlunun maaş ve ücret miktarını bir hafta içinde icra dairesine bildirmek ve borç bitinceye kadar icra dairesinin bildirisi gereğince haczedilen ücret miktarını kesip hemen icra dairesinin banka hesabına göndermekle yükümlüdür.

Yasada belirtilen sürede cevap verilmediği takdirde işveren durumundaki gerçek ya da tüzelkişinin sorumlu olacağında kuşku yoktur. İİK’nun 355. ve 356. maddelerinde yapılan düzenleme ile yasa koyucunun amacı dikkate alındığında, yasa koyucunun bu düzenleme ile alacaklının alacağına kavuşabileceği daha güçlü durumdaki işverenden alacağın tahsilini mümkün kılmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Yasa koyucu düzenleme yaparken yasada tekil ifade kullanmaktan kaçınarak, yasaya riayet etmemiş olanların sorumluluklarından bahisle çoğul ifade kullanmıştır. Bu durumda, şikayetçi işveren tüzelkişinin İİK’nun 355 ve 356. maddeleri gereğince sorumluluğu vardır.

O halde, ilk derece mahkemesince şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi ve bölge adliye mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2019 tarih ve 2018/2315 E. – 2019/101 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 05.04.2018 tarih ve 2018/88 E. – 2018/427 K. sayılı kararının re’sen BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Bunları da Beğenebilirsiniz

Henüz Yorum Yok

    Yorum Yazın