Muvazaa Nedir?

Muvazaa Nedir?

Muvazaa Türk Borçlar Kanunu’na göre bir sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile kurulur. Taraflar iradeleriyle uyumlu olmadan ve sözleşmedeki beyanları üzerine kurdukları sözleşmeler geçerli değildir. Sözleşmenin geçerliliği için tarafların gerçek iradelerinin ve sözleşmeye yansıyan beyanlarının aynı olması gerekmektedir. Gerçek irade gizlenerek ve bunu yerine başka bir irade ortaya konularak yapılan sözleşmelere Muvazaa yani danışıklık denilmektedir. Muvazaayı gerçekleştiren taraflar, gerçek iradelerini saklayarak üçüncü kişileri aldatmayı ve bu işlem neticesinde bir takım menfaat elde etmeyi amaçlamaktadırlar. Bu amaçlanan menfaat, sigortadan para alınmasını sağlamak yolu ile de olabilmektedir.

Muvazaalı işlem, farklı nedenlere dayanıyor olabilir. Günlük hayatta taraflarca gerçekleştirilen bu işlem genel olarak bedelde veya sözleşmenin niteliğinde gerçekleşen danışık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu işlem ile, mallarının haczedilmesini önlemek isteyen kişinin, bu mallarını arkadaşı üzerine devretmesi gibi işlemlerde karşımıza çıkabilmektedir. Yine bu işlem, konut satışı neticesinde daha az vergi ve harçlar ödemek için satış bedelinin taraflarca az gösterilmesi gibi işlemlerde ortaya çıkar.

Erkek evladına bağış yapmak isteyen babanın, bu bağış işleminin kız evlatlarınca öğrenilmesini istememesi ve kendisinin ölümüne bağlı olarak kız evlatların tenkis davası açmasının önüne geçebilmek için, bağış işlemini satış işlemi olarak göstermesi durumunda da bu işlem gerçekleşir. Görüldüğü üzere ilgili işlem, Miras, Eşya, İcra ve İflas Hukuku gibi birçok hukuk dalında gözlemlenebilmektedir. Böyle bir durumun mağduru olduğunuzu düşünüyorsanız, öncelikle ilgili yazımızı baştan sona okuyarak emin olmanızı ve emin olduktan sonra alanında uzman bir avukattan destek almanızı tavsiye ederiz.

Muvazaanın Unsurları

  • Üçüncü Kişiyi Aldatmak İçin Yapılan Anlaşması
  • Görünürde olan İşlem
  • Aldatma Kastı
  • Gizli işlem ( Yalnız Nispi Muvazaada mümkün)

Mutlak Muvazaa

Muvazaalı işlemin bu türünce taraflar, gerçekte herhangi bir işlem yapmayı düşünmemekle birlikte amaçladıkları görünürde bir işlem vardır. Görünürdeki bu sözleşme tarafların gerçek iradelerini yansıtmamaktadır. Görünürde bir işlemi, sırf o işlemi yapmış olmak için yaparlar ve üçüncü kişiyi aldatarak menfaat elde etmiş olurlar. Bu işlem bazı durumlarda gabin aşırı yararlanma ile karıştırılabilmektedir.

TBK Madde 19’da tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarımı gizlemek için kullandıkları tabirlere veya sözcüklere bakılmayacağı, tarafların gerçek ve ortak amaçlarını hizmet eden iradelerinin esas alınması gerektiği hükmedilmiştir. Bu sebeple, tarafların gerçek iradesi olmayan ve mutlak muvazaada yer alan görünürdeki sözleşme geçersizdir. Sözleşmenin geçersiz olması neticesinde,  üçüncü kişiler söz konusu geçersizliği her zaman ileri sürme hakkına sahiptirler.

Nispi Muvazaa

Muvazaanın bir diğer türü de nispi olandır. Taraflar amaçladıkları ve gerçek iradelerine uygun bir sözleşme gerçekleştirmişlerdir. Ancak bu sözleşme taraflarca gizlenmiştir. Taraflarca gerçekleştirilen bu gizli işlem, tarafların gerçekte iradeleri neyse ona uygun olarak hazırlanmıştır. Nispi anlaşmalı işlemde taraflar, gizlenen sözleşme yerine, gerçek iradelerine uymayan ancak gösterilmesi amaçlana başka bir sözleşme yapılmıştır. Görünürdeki işlem ise, tarafların iradelerine uygun olmadan hazırlanmıştır. Gizlenen işlem kanunlara uygun olarak gerçekleştirilmişse geçerliliğini koruyacaktır. Ancak bu gizli işlem şekil yönünden yasalara aykırı ise TBK Madde 19 uyarınca geçersiz sayılacaktır

Muvazaanın İspatı

Muvazaanın yapıldığına dair iddiada bulunabilecek olan kişi sözleşmenin tarafları olabileceği gibi sözleşmeden etkilenen üçüncü bir kişi de olabilir. Söz konusu muvazaada ispatla yükümlü olansa iddiada bulunan kişidir.

Taraflardan birisi sözleşmede belirtilen bu işlemin bulunduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasının varlığını ispat etmek zorundadır. İddiada bulunan tarafın bu iddiasını ispat edebilmek için belgeye başvurması gerekmektedir. Bu belge, sözleşmenin gerçek iradeye uymayan görünürde bir sözleşme olduğu ve tarafların gizli bir işlem gerçekleştirdiğine yönelik içerikleri bünyesinde barındırmalıdır.

HMK’nın 200 ve 201. Maddelerinde ispat hükümleri düzenlenmiştir. Bu kanun maddelerine göre, tarafların yazılı veya resmi bir şekilde yaptıkları hukuksal işlemlerle yönelik iddiaların, yazılı olan bir belgeyle ispat edilmesi zorunludur. Ayrıca yazılı belgeyle ispatın sağlanamaması durumunda iddia sahibinin tanık talebi reddedilir.

İşlemin tarafı olmayan üçüncü kişiler, sözleşmenin tarafı olmadıklarından ve sözleşme dışında yer aldıkları için, ilgili işlemi içeren yazılı belgeye ulaşabilmeleri mümkün değildir. Bu sebeple, üçüncü kişiler söz konusu ilgili işlemi her türlü delil ve tanıkla ispat edebilirler. Belge veya senede yönelik tanıkla ispat HMK tarafından kabul edilmediği için, taraflar bu işlemi tanıkla ispat edemiyorlardı. Ancak HMK Madde 2031-d’de yer alan hükümle, üçüncü kişilerin hukuki işlemlere ve senetlere karşı, iddialarında tanık dinlenebileceği kabul edilmiştir. İlgili işlem iddiasında bulunan üçüncü kişi genellikle, saklı payı bulunan mirasçı, satım sözleşmelerinde ön alım hakkı bulunan kişi ve diğer alacaklılar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Muvazaanın İstisnaları

  • Yazılı Borç Tanımasına Güvenerek İyiniyetle Alacak Hakkı Kazanan Üçüncü Kişi
  • Tapu Siciline İyiniyetle Güvenip Ayni Hak Kazanan Üçüncü Kişi

Yazılı Borç Tanımasına Güvenerek Alacak Hakkı Kazanan Üçüncü Kişi

TBK Madde 19/2’de bu istisna hükmü düzenlenmiştir. Üçüncü kişilerin bu istisna hükmünden yararlanabilmeleri ve borçlunun bu iddiada bulunamaması için bazı unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Üçüncü kişi yazılı borç tanımasına güvenerek elde ettiği alacak hakkını, hukuken geçerli olan yazılı bir belge ile temin etmiş olmalıdır. Ayrıca üçüncü kişi temin ettiği alacağı iyiniyetle kazanmış olmalıdır. Üçüncü kişinin iyiniyeti, ilgili işlemi bilmiyor veya bilmesi kendisinden beklenemiyor olduğu takdirde geçerlidir.

Tapu Siciline İyiniyetle Güvenip Ayni Hak veya Mülkiyet Kazanan Üçüncü Kişi

Muvazaa istisnalarından bir diğeri olan, tapu kütüğüne iyiniyetle güven istisnası TMK Madde 1023’de düzenlenmiştir. Üçüncü kişi iyiniyeti ile tapu siciline güvenmiş, bunun neticesinde mülkiyet veya ayni hak elde etmiştir. Tapu kütüğü siciline güven neticesinde gerçekleşen üçüncü kişinin kazanıma yönelik iddiada bulunulamaz.

Sık Sorulan Sorular

Muvazaa Hükümsüz Müdür?

Muvazaa işlemine yönelik iddiaların ispat edilmesiyle birlikte geçmişe dönük taraflarca gerçekleştirilen işlemler batıl yani hükümsüz sayılır.

Muvazaa Nedir Çeşitleri Nelerdir?

Muvazaa üçüncü kişi veya kurumları aldatmak ve bundan menfaat elde etmek maçıyla gerçekleştirilen ve tespit edilmesi halinde geçersiz sayılan bir işlemdir. Muvazaa Mutlak ve Nispi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Bunları da Beğenebilirsiniz

Henüz Yorum Yok

    Yorum Yazın