Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı

Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı

Genel Olarak

Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı, Sağ kalan eş zümre mirasçısı her durumda, zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olur. Zümre mirasçısı değildir. Zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olması ise 2. Zümreye kadardır. Eğer ilk iki zümrede herhangi bir mirasçı bulunmaz ve üçüncü zümrede de, zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüşlerse, eş tek başına mirasçı olur. Sağ kalan eş, bu sayılan hallerde tek başına yasal mirasçı olma hakkını kazanmaktadır. Eğer miras bırakan, ölmeden önce ölüme bağlı tasarruflar ile mirasın bir kısmı için mirasçı atamışsa, sağ kalan eş atanan mirasçılarla birlikte mirasçı olur.

Sağ Kalan Eşin Farklı Zümreler İle Birlikte Mirasçılığı 

Sağ kalan eşin mirasçılığı bu husus açısından MK m.499’da düzenleme altına alınmıştır. Buna göre:

  • Eş, birinci zümre ile birlikte mirasçı olursa, miras payı ¼ üdür.
  • Eş, ikinci zümre ile birlikte mirasçı olursa, miras payı ½ dir.

MK m497/V’e göre, “Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi çocuğuna, çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve babaya; iki taraftaki büyük Ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer.” MK m499/3 uyarınca sağ kalan eşin mirasçılığı, “Miras bırakanın büyük ana ve babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamını alır.” Düzenlenmiştir. Madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sağ kalan eş, üçüncü zümrede, sadece zümre başları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olmaktadır.

Boşanma Davasında Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı

MK m.181/1’e göre “Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte, artık eşler birbirlerine yasal mirasçı olamazlar aynı şekilde, eşlerin birbirleri lehine yapmış oldukları ölüme bağlı tasarruflar da kanun gereği (kendiliğinden) ortadan kalkar.” Kanun metninden anlaşılacağı üzere boşanan eşler, birbirlerine karşı ölüme bağlı tasarruf talebinde bulunamazlar. Ancak aksini kendi aralarında kararlaştırmalarında bir sakınca bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen madde uyarınca boşanma kesinleştiği andan itibaren eşler birbirlerine yasal mirasçı olamazlar. Ancak boşandıktan sonra taraflardan birisi diğerini mirasçı olarak atayabilir. Bunun aksine bir düzenleme bulunmamaktadır. Peki boşanma davası devam ederken eşlerden birisinin ölmesi durumunda mirasçılık durumu ne olur? Bu sorunun cevabını da MK m.181/2 hükmünden almaktayız. Buna göre: “ Boşanma davası devam ederken ölen davacının mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve davalının kusurunun saptanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.” İlgili madde uyarınca, boşanma davası devam ederken eşlerden birisinin ölmesi durumunda evlilik birliği, boşanma ile değil ölümle sonuçlanmış gibi netice doğurmaktadır. Devamında ise sağ kalan eşin mirasçılığı gündeme gelmektedir. Ancak ölen eş, davacı eş ise madde metninde bir istisna bulunmaktadır. Buna göre, davacı, boşanma davası devam ederken ölür ve mirasçılarından birinin, davaya devam ederek, davalı eşin kusurunu ispat etmesi durumunda, sağ kalan eş, artık ölen eşe ne mirasçı olabilir ne de onun tarafından lehine yapılmış olan ölüme bağlı tasarruftan bir hak talep edebilir.

Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı ile İlgili Yargıtay Kararları

16 8. HD. T. 18.4.2013, E. 2013/1927 K. 2013/5882

… Ancak, davacı sağ kalan eş olduğundan sağ eşin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı, terekeye ait borç olup, davacının 1/4 oranında miras payı bulunmaktadır. Bu durumda, davalı, belirlenen katılma alacağının tamamından sorumlu tutulamaz. Yeniden yapılacak keşif sonucunda taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değeri tespit edilerek bu değerden taşınmaz için ödenen kredi borcunun düşülmesi suretiyle artık değer bulunmalı, artık değerin tespitinden sonra katılma alacağına karar verilirken, sağ kalan eş davacının 1/4 oranında mirasçı olduğu dikkate alınarak terekeden davacıya düşen pay mahsup edilmeli ve bu şekilde elde edilecek miktara katılma alacağı olarak karar verilmesi gerekir…” (KBİBB.). Aynı yönde karşı oy görüşü için bkz. 8. HD. T. 18.4.2013, E. 2013/1927 K. 2013/5882 “…5-Katılma alacağı, miras bırakanın borcudur, 6-Miras bırakanın ölümü ile borçlu olma sıfatı mirasçılarına geçer ve mirasçılar TMK’nun 641. maddesine göre borçlardan müteselsilen sorumludurlar, 7-Davacı sağ eş, hem katılma alacağı nedeniyle tereke alacaklısı ve hem de tereke borcundan dolayı mirasçı sıfatıyla tereke borçlusudur. Bu nedenle alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eşte birleşmiş durumdadır, 8-Katılma alacağı alacaklısı miras payı oranında tereke borçlarından sorumludur…”

HD. T. 24.06.2014, E. 2014/5192 K. 2014/13289 (KBİBB.). 8. . HD. T. 17.12.2013, E. 2013/17871 K. 2013/19233 

…Tüm bunlar gözönünde bulundurulduğunda, katılma alacağı ile terekenin birlikte tasfiyeye tabi tutulmasının doğuracağı sakıncaların ve ortaya çıkabilecek çözümsüzlüklerin şimdiden kestirilmesi oldukça güçtür. Bu bakımdan istek olsun ya da olmasın sağ kalan davacı eşe ait miras payının katılma alacağından düşürülmesi; katılma alacağına hakim olan ilkeler ile miras hukukuna hakim olan ilkelere aykırı düşer. O halde, öncelikle davacının katılma alacağının terekenin öncelikli borcu olarak terekeden ödenmesi, ondan sonra mirasçıların kalan net terekeyi aralarında miras payları oranında paylaşmaları gerekecektir. Davacının terekeye olan borcu ancak, terekenin tasfiyesi sırasında gözönünde bulundurulmalı ve terekeye olan borcu miras payından düşürüldükten sonra kalan miras payı varsa kendisine ödenmelidir…”

 

Bunları da Beğenebilirsiniz

Henüz Yorum Yok

    Yorum Yazın